22 Ağustos 2017

Kim Bu Banksy?

Yazı: Neslihan Kandolu / Sabancı Üniversitesi

Banksy, henüz gerçekte kim olduğu kesin olarak bilinmeyen, İngiliz bir graffiti sanatçısı

Spreyle yaptığı bu eşsiz ve faklı eserlerini yapmaya 1990'lı yılların başında, Bristol duvarlarında başladı. 

Boyasını daha verimli kullanabilmek için stensil (madeni levhadan veya kartondan kesilmiş boyama kalıbı) kullandı, bu da ona daha kısa sürede daha detaylı bir çalışma ortaya çıkarmasını sağladı.

Kimliğini, 2008 yılında The Mail on Sunday deşifre ettiğini iddia etse de, hep muamma kaldı. (BBC, 2014)

2014'te Webby Awards tarafından yılın insanı seçildi.

Kimisi bir sanat olarak kabul etti çalışmalarını, milyon dolarlar verdiler graffitilerine.

Kimisi ise vandalizmin bir ürünü dedi, önemsemedi.

 

Karaköy'e yolum düştü geçenlerde.

İndim vapurdan, yürümeye başladım sahil yolundan. 

Sağımda Global Karaköy binasını gördüm, üstünde kocaman bir Banksy yazısı vardı. Heyecanlandım görünce, merakla bekliyordum bu Banksy'i; Global Karaköy Sergi binası bu sergiyle beraber kapılarını ziyaretçilerine ilk kez açmıştı ve yıllardır bir akımın, farklı bir anlayıştaki stensil sanatının öncülüğünü yapan, çok tartışılan ve toplumu, sistemi eserleriyle eleştirmeyi kendine vazife edinmiş bu Banksy ayağıma kadar gelmişti yani... Dediğim gibi, görmeden olmazdı. 

Galeri Müdürü Steve Lazarides demiş ki, “Banksy çok fazla esere sahip. Bu eserlerin çoğu insanlar tarafından görülmüyor bile. Ben onun çalışmalarını, Banksy'nin eserlerini bulmak için çok çaba sarf etmiş koleksiyonculardan toplayarak bir araya getirdim.” (Hürriyet Daily News, 2016)

Lazarides, Banksy ile 20'li yaşlarının başında tanışmış. Lazarides, Vanity Fair’e verdiği bir röportajda olanları şöyle anlatmış;

...Onun fotoğrafını çekmiştim. Ardından sürekli bana telefon ederek işlerini nerelere koyduğunu söylüyor ben de fotoğraflamaya devam ediyordum. O zamanlar bir menajeri vardı ama ben onun işlerini menajerinden çok daha iyi satabiliyordum.” (NTV, 2016)

Bu Banksy sadece bir graffiti sanatçısı da değildi üstelik, bir politik aktivist ve film yapımcısıydı da.  İlk filmi olan “Exit Through The Gift Shop”ı 2010 yılında çıkardığında Sundance Film Festivali'nde en çok ses getiren filmlerden biri olmakla kalmadı, 2011 Akademi Ödülleri'ne de “En İyi Belgesel” dalından aday gösterildi.  

Hayli farklı insandı bu Banksy,

Fakat emek verdiği eserler yorumlanmaya, düşünülmeye değerdi. 

Değerdi de, bu müzede bir tuhaflık vardı açıkçası; bir kere bu sergiden Banksy'nin haberi bile yoktu ki

Lazarides, Banksy ile 10 sene çalıştıktan sonra yollarını ayırmışlar... Dolayısıyla Banksy'nin şu anda Lazarides'in ne yaptığından haberi yokmuş...

Kapıdan içeri girdim, beni eski püskü bir karavan karşıladı; gişeymiş meğersem. Bu küçük karavana kapitalizmi eleştiren bir adamın eserlerini görmek için bir miktar para ödedikten sonra, bir kırmızı halı eşliğinde içeriye doğru girdim. 

Sabah dokuz akşam beş rutinini eleştiren "Abandon Hope" yazısı ile karşılandım. Banksy, bu graffitiyi yaparken neredeyse yakalanıyormuş. (Bull, 2011, s. 21)

Serginin derinliklerine doğru ilerledim sonra...

 

     

Serginin hali hazırda Banksy'nin taşıdığı sıradışı ve marjinal havasının yanında ortama ayrıca İngiltere ara sokaklarının taşıdığı o kasvetli, güneşin yüzünü göstermediği yağmurlu bir "British" akşamı havası da verilmek istenmiş.

Tabi Banksy'nin eserleri de bu "sokağa" başarılı bir şekilde serpiştirilmiş...

Bir kırmızı telefon kulübesi de koymayı unutmamışlar tabii ki, fakat Banksy'nin kırmızı telefon kulübelerini sevdiğinden pek emin değilim. (Bir kulübeyi baltalayıp devirdiği "Vandalized Phone Box" adında bir eseri de var kendisinin; fakat bu sergide kendilerini göremedim.)

   

Öncesinde de dediğim gibi; emperyalizmi, kapitalizmi, homofobiyi kısa bir deyişle toplumun içinde yaşadığı sınırları, kalıpları eserleriyle eleştiren dünyanın en çok tanınmış graffiti sanatçısı diyebileceğimiz Banksy'nin eserlerinde çıkarılacak ve düşünülecek çokça mesaj olduğu gibi, diğer sokak sanatçılarına ilham olmuş bu kimliği belirlenemeyen kişinin çalışmalarını ve emeğini vandalizm kabul ederek "sanat" adı altına almak istemeyen bir kesim de söz konusu... Fakat şu bir gerçek ki; bu sergi şu ana kadar yapılan en kapsamlı Banksy sergisi ve Dünya Prömiyeri olarak İstanbul'da sergileniyor. Bunun gibi üstünde büyük emek olan ve saygınlık kazanmış bir olayın buralarda gerçekleşmesini sağlamak, bence büyük bir başarıdır. 

Son olarak serginin sonunda beni "Every Story Tells a Lie"ın smiley suratlı, melek kanatları olan polis figürü uğurluyor.

Derken birden kendimi bir hediye dükkanında buluyorum. Banksy'nin eserlerinin tişörtler, kupalar, mıknatıslar üzerinde olduğu ve bunların parayla satıldığı bir yer. 

Banksy diyordu zaten ya, Exit Through The Gift Shop diye. Oradan çıktım ben de. 

Neslihan Kandolu / Sabancı Üniversitesi