24 Ağustos 2017

Batu Erman: “Kanserli Hücrelere Özel İlaç İçin Çalışıyoruz”

Röportaj: Cansu Özdemir / Sabancı Üniversitesi Moleküler Biyoloji, Genetik ve Biyomühendislik Öğrencisi
Fotoğraf:
Nazım Eren Yanık

Batu Erman, Sabancı Üniversitesi’nde ekibiyle birlikte kanser üzerine birçok araştırma yürütüyor. Bitkilerden gelen proteinleri insan hücrelerine aktarıp kanserli hücreler arası sinyali baskılamak, sadece kanserli hücrelere özel ilaçlar tasarlamak, bu araştırmalardan birkaçı.


Sabancı Üniversitesi; araştırma, çalışma ve yayınlarıyla hem Türkiye hem de dünya listelerinde her zaman ön sıralarda yer alıyor. Ancak, gerek sosyal bilim, gerekse fen bilimlerinde son derece saygın profesörlerin çalıştığı okulumuzda yapılan araştırmaların pek çoğundan haberdar olamayabiliyoruz. Bu röportajımı, biyomühendisliği seçmemde etkisi ve bölümdeki desteğiyle bende önemli bir yeri olan Prof. Dr. Batu Erman ile gerçekleştirmek istedim. Batu Hoca gerek Türkiye’de Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü, gerek yurtdışında Marie Curie Mükemmelliyet Ödülü’nü ilk kez alan bir Türk bilim adamı olması gibi başarılarıyla, ülkemizde ve yurtdışında kendini kanıtlamış bir isim. Şimdilerde ise laboratuvar ekibiyle kanser üzerine önemli araştırmalar yapıyor.

Sabancı Üniversitesi’nde kanser konusunda önemli araştırmalar yürüten bir isim olarak, ‘kanser’ hakkındaki görüşünüzü öğrenmek isterim. Öncelikle, kanser tam olarak nedir? Nasıl ve neden ortaya çıkıyor?

Kanser, hücrelerdeki genlerin mutasyona uğramasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Mutasyona uğramış gene sahip hücre, diğer hücrelerden daha avantajlı hale geliyor, yani daha hızlı çoğalmaya başlıyor ve tümör ya da kanser oluşumuna neden oluyor. Normalde vücudumuzdaki tüm hücrelerin genom dizileri tıpatıp aynı iken, tümör hücrelerini saflaştırıp genom dizileme teknikleri ile baktığımız zaman, diğer hücrelerden farklılıklar gözlemliyoruz ve bunların mutasyonlardan kaynaklı olduğunu tespit ediyoruz.

Cansu Özdemir ve Batu Erman

Bu mutasyonlar neden oluyor? Kanser vakalarının her geçen yıl hızla artmasının temel sebepleri sizce nelerdir?

Gelişen teknolojiyle birlikte, insanların ortalama yaşam süresi uzuyor. Yaşam süresi uzadıkça, kansere yakalanma ihtimali de elbette artıyor. Bir diğer neden de çevresel faktörler olabilir. Kanser ne sadece genetik, ne de sadece çevresel faktörlerden kaynaklanan bir hastalık... İkisinin kombinasyonu! Bütün çevreyi kontrol etmek elbette mümkün değil, ancak maruz kaldığımız bir takım kimyasalların, radyoaktif maddelerin genlerde mutasyona neden olduğu biliniyor. 1970’lerin başında, Richard Nixon zamanında ABD’de kansere karşı savaş açılıp ‘National Cancer Institute’ kurulmuş. 45 yıldan fazladır kansere bir çözüm bulmaya çalışıyorlar. Bunun için hayvanlardan yararlanıp modellemeler yapılıyor ve kansere neden olan mutasyonlar araştırılmaya çalışılıyor.

“Kanser diye ortak bir hastalıktan söz edemeyiz”

Peki ‘kanserin çözümü’ sizce mümkün mü? Her tür kanseri her tip hastada önleyecek veya tedavi edecek tek bir yöntemden söz edebilir miyiz?

Şu an yaygın olarak izlenen yol; kanserin çözümünü değil, nedenlerini bulmak. Tabii ki çözümü üzerine de çalışmalar yapıyoruz ancak; kanser diye ortak bir hastalıktan söz edemeyiz. Her organın, her sistemin kanseri farklı oluyor. Kan kanserinin mutasyonu, oluşma mekanizması beyin kanserinden farklı olduğu için çözümleri de elbette farklı olacak. Üstelik sadece bir kansere baktığımızda bile kompleks bir olaydan söz etmemiz gerekir. Bir tümörün içinde bile her hücrenin çoğalma hızı, her hücrenin şeker tüketimi vs. birbirinden farklı. Tümörün çeperindekiler daha hızlı, iç kısımlarındakiler daha yavaş bölünüyor. Doğal olarak; çok iyi bir kanser ilacı bulunsa da kanser hastası bu ilacı kullanmaya başladıktan iki yıl sonra bile, ilaca rağmen vücudunda ölmemiş, halen bölünebilen hücrelerle karşılaşılabiliyor. Çünkü diğer hücreler ilaçtan etkilenirken, bazı hücreler bakterilerin antibiyotiklere bağışıklık kazanması gibi kemoterapiye direnç gösterebiliyor.

 

Peki kanser oluşmadan önce, kanseri önlemenin bir yolu var mı?
İnsan genomunda, 20 binden fazla gen yer alıyor. Tek tek bu genleri kontrol edip mutasyonları tespit etmek, düzeltmek çok zor. Onun yerine, şu anki teknolojiyle ancak kanser oluştuktan sonra, kanser hücrelerini vücuttan gidermek için yaklaşımlar üretebiliyoruz.

“Amacımız, kanserli hücreler arası sinyali baskılamak”

Araştırmalarınızda, bitki genlerini insan hücrelerine aktarma yöntemine rastladım. Bu yöntemi açıklayabilir misiniz?

Bizim biyomühendislik programımızı seçen üç tip öğrenci var... İlki bilgisayar programlamaktan hoşlanan, biyoinformatik çalışmak isteyen öğrenciler. İkincisi moleküler biyoloji, kanser, gelişim gibi sağlık ile ilgili konularla ilgilenenler. Üçüncü olarak da bitki konusunda çalışmak isteyen öğrenciler. Hepsinin aldığı temel eğitim aynı; çünkü bitkilerde de insanlarda da aynı işleyen hücre mekanizmaları mevcut. Dolayısıyla, 12 sene önce Sabancı Üniversitesi’ne geldiğimde bitki hücresindeki bir proteini, insan hücresine aktararak, insan hücresindeki olayların mekanizmasını araştırma fikrim gelişti. Bitkilerden gelen proteinleri insan hücrelerine aktararak, kanserli hücreler arası sinyali baskılayabilir miyiz diye araştırdık, halen de araştırmaktayız.

Araştırmalarınıza bakarken, kanserin p53 adlı bir proteinin temelinde şekillendiğini öğrendim. p53 proteini nedir ve kanserde önemi nedir?

p53, onkogen diye adlandırdığımız gruptan bir tümör baskılayıcı gen. Yani, bu gen vücudumuzu kansere karşı koruyan bir gen. Kanserli hücrelerin %50’sinde bu gende mutasyon olduğunu gözlemliyoruz, yani bu gen normalde tümör oluşumunu baskılarken, mutasyona uğradığında tümörü baskılayamıyor ve, kanser büyümeye başlıyor. Biz bu mutasyonun neden hücreyi bölünürken diğerlerinden daha avantajlı duruma getirdiğini araştırıyoruz.

“Bazı mutasyonlar genetik olarak aktarılabiliyor”

Sizce kanserde, ailemizden gelen genetik mirasımızın yeri nedir? Bu konuyla ilgili yapılan istatistikler ne anlatıyor?

Kansere neden olan pek çok gen biliniyor. p53 genindeki mutasyon bunlardan biri. Meme kanserine neden olan BRCA1 de ilk keşfedilen gen. p53’teki veya BRCA1’daki bazı mutasyonlar genetik olarak aktarılabiliyor. Bu mutasyonların aktarılması mutlaka kansere olacak anlamına gelmiyor. Anne veya babadan mutasyonlu gen miras almış olabilirsin ama bu sadece kanser olma ihtimalini istatistiksel olarak artırıyor. Ancak sadece çevresel koşullardan ortaya çıkmış, örneğin deri kanserinde (melanom) önemli olan Braf genindeki mutasyon genetik olarak aktarılmıyor.

“Genlerdeki mutasyonu tersine çevirmeye çalışıyoruz”

Kanser ilaçları, yararlarıyla birlikte zararları da beraberinde getiriyor. Sizce, immün sistemimize zarar vermeden, sağlıklı hücreleri de öldürmeden yapılabilecek bir yöntemden söz edilebilir mi?

İlaç şirketleriyle birlikte yürüttüğümüz projelerimiz var. Kanser oluştuktan sonra o kanserli hücrelere özel, diğer hücrelere zarar vermeyen ilaçlar tasarlıyoruz. Bunun için üç yöntem var. İlk yöntem, bitki kökenli kimyasal moleküller sentezlemek. Biz şu an, bilgisayar üzerinde, doğrudan p53 genine bağlanacak moleküller tasarlıyoruz. TÜBİTAK destekli, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’yle ortak yürüttüğümüz bir çalışma var. Onlar bu molekülleri sentezliyorlar, biz de bu molekülleri laboratuvarda p53 üzerinde deniyoruz. İkinci yöntem, kanser hücresinin yüzeyindeki bazı proteinlere karşı antikorlar geliştirip, ilaçların sadece kanserli hücrelere bağlanmasını sağlamak. Şu an yurtdışından satın alınan, bazı kanser hücreleri üzerinde de çok iyi işleyen antikor ilaçları var; biz bunları bir ilaç şirketi ile ortaklaşa Türkiye’de üretmeye çalışıyoruz. Üçüncü yöntem ise gen terapisi. Genlerdeki mutasyonları tersine çevirmeye çalışıyoruz. Bununla ilgili yeni yöntemler var... Crispr/Cas9 denilen genom mühendisliği teknikleri kullanarak, istediğimiz kromozomdaki istediğimiz genleri değiştirebiliyoruz. Genom mühendisliğini Türkiye'de ilk kullanan gruplardan biriyiz. Bu deneyler sonucunda, hücrenin büyüme hızını arttıran kuralları belirleyipkanseri iyileştirmeyi amaçlıyoruz.

Ufuk açıcı sohbeti için Batu Erman'a teşekkür ederiz.

Batu hocamızın laboratuvarındaki araştırmaları hakkında daha fazla bilgi için: http://ermanlab.weebly.com/research.html

Kanser araştırmaları dosya haber dizisinde 29 Kasım Salı:

Devrim Gözüaçık: "En az 400 kanser tipi var!"

Diğer röportajları okumak için tıklayınız