24 Ağustos 2017

Ali Çağatay ekonominin bugünü ve yarınını, tehditler ve fırsatları anlattı

Sabancı Üniversitesi MBA Kulübü tarafından düzenlenen Yöneticilerle Sohbet etkinliğinin ilk konuğu Bloomberg HT Haber Koordinatörü Ali Çağatay oldu. Ali Çağatay, 6 Aralık 2016, Salı günü gerçekleştirdiği konuşmada, Türkiye ekonomisi ve küresel dünya ekonomisini gidişatı konusunda öğrencileri bilgilendirdi.


Ali Çağatay Türkiye ekonomisinin şu anda orta gelir tuzağında olduğunu belirterek sözlerine başladı. Çağdaş devletleri yakalamak açısından çok geride olduğumuza dikkat çeken Çağatay, ‘Sanayi 4.0’ın bittiğini, ‘Teknoloji 2.0’ın başladığını ancak Türkiye’nin bunun farkında olmadığını söyledi. 

Ali Çağatay konuşmasında, 1923’ten bu yana Türkiye’deki toplumsal ve ekonomik gelişmelerle Türkiye ekonomisine genel bir bakış sundu. İhracata dayalı büyüme ve özel sektörün rolünün arttığı 1980 döneminden 2008’e kadar katedilen mesafeyi de aktardı, 2008 yılı itibariyle 17. Büyük ekonomi olduğumuzu dile getirdi. Ali Çağatay, “Almanya’nın verimlilik düzeyinde olsaydık ilk 10’a girerdik.” dedi. Almanya’nın yazılı olmayan kurallara uyan bir toplum olduğuna dikkat çeken Çağatay, Türkiye için “Hepimizin ihlal ettiği kurallar sonucunda böyle bir sonuç çıkıyor” dedi.

Türkiye’nin sanayideki konumu

Türkiye’nin sanayisindeki dönüşümün, Türkiye’nin bölgesindeki konumunu değiştirdiğine vurgu yapan Çağatay, “Orta Avrupa, Orta Asya Türki Cumhuriyetleri, İran, Afrika’nın tamamı ile kıyaslayınca Türkiye sanayi bakımından büyük bir ülke.” dedi. Türkiye’nin sanayinin her alanında olan bir ülke olduğunu da sözlerine ekledi. Türkiye’nin ihracat pazarının çeşitliliğine vurgu yapan Çağatay, “Yalnızca AB’ye ihracat yapan bir ülke olsaydık AB’nin krizinden en derinden etkilenen ülke olurduk.” dedi. Öte yandan ABD ile kıyaslandığında ise 30 yıldır aynı yerde olduğumuzu belirtti.

Güney Kore ile Türkiye’nin sanayileşmesinin aynı döneme denk geldiğini ifade eden Çağatay, Güney Kore’nin dev bir sanayi yapılaşmasına girdiğini, Türkiye’nin ise hizmet sektöründe daha iyi olduğunu söyledi. Türkiye’nin sanayide yıldız ihracatçı sektörü olmadığına dikkat çeken Ali Çağatay, Türkiye’nin uzun ve kısa vadede telekom ve teknoloji sektöründe ilerlemesinin zor olduğuna vurgu yaptı.

Türkiye’nin meyve-sebze üretiminde ve tekstilde iyi konumda olduğunu belirten Çağatay, Türkiye’nin hazır giyimde fason çalışıldığı için güçlü göründüğünü söyledi. Avrupa’nın artık dokuma ve tekstilden çekilip marka yaratma konusunda ilerlediğini de sözlerine ekledi.

Türkiye’nin demir-çelik sektöründe ilerleme yolunun olduğunu söyleyen Çağatay, Türkiye’nin en çok inşaat demiri üreten ülke olduğunu ifade etti. Ancak başka bir ülkenin bu liderliği Türkiye’nin elinden alabileceğine de dikkat çekti. Türkiye’nin metal dışı ve petrokimya ürünlerinde de iyi olduğunu belirtti ancak yıldız bir sektörün olmadığının altını çizdi.

Türkiye’nin konumu itibariyle daha çok ülkeye ulaşma imkanının olduğuna vurgu yapan Ali Çağatay, teknoloji gerektiren ürünlerin ihracatında geride olduğumuzu da belirtti.

30 yıl sonra dünya nasıl olacak?

Ali Çağatay konuşmasında 30 yıl sonrası ile ilgili de tahlillerde bulundu. Asgari ücret tartışmasının 30 yıl sonra kalmayacağını bunun nedeninin de robot işçiler olduğunu söyledi. Aynı şekilde 30 yıl sonra robot ordular nedeniyle askerlik kavramının da kalmayacağını ifade etti.

Bütün ödeme sistemlerinin de robotik sistemlere devredileceğini söyleyen Ali Çağatay “İnsanlar yeni mesleklere yönelecek. Bugünkü mesleklerin yüzde 25’i ölecek.” dedi.

Bugün dünyada gelişmemiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler olmak üzere üç grup ülke olduğunu söyleyen Çağatay, 30 yıl sonra iki grup ülke kalacağını, gelişmekte olan ülkeler kavramının kalmayacağını ifade etti. Ali Çağatay önümüzdeki 30 yıllık süreçte G7’ye yeni üyeler ekleneceğini söyledi. Ali Çağatay, “Beş yıl sonra Singapur, Güney Kore ve Tayvan G7’ye girecek. 15 yıl sonra Hindistan ve Çin’in girecek. 30 sonra Endonezya ve Malezya G7’ye girecek” dedi. Türkiye’nin ise bu şekilde giderse gelişmemiş ülkeler grubunda kalacağına dikkat çekti. Türkiye’nin gelişmiş ülkeler grubunda yer alması için yazılım yapan ve satan bir ülke olması gerektiğinin altını çizdi.

Ali Çağatay, insan yazılımı yapabilirsek teknolojide ilerleriz. 2045 yılına kadar bu treni yakalamalıyız dedi. Ortaöğretimde bilişim teknolojileri derslerinin seçmeli olduğunu ve bu nedenle bütün sınıflarda okutulamadığını söyledi. Türkiye’deki okulların 8’de 1’inde bilgi teknolojileri dersi görüldüğünü sözlerine ekledi. Türkiye’nin gelişmiş ülkeler seviyesinde yer alabilmesi için bilişim teknolojileri dersinin yaygınlaşmasının önemine vurgu yaptı.

Konuşmasında yenilenebilir enerjiye de değinen Ali Çağatay, güneş panellerinin 10 yıl sonraki gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanmasında nasıl kullanılacağı ile ilgili bilgi verdi. Fosil yakıtların artık araçları çalıştıran yakıtlar olmakan çıkacağını söyledi. Fosil yakıtların petrokimya yan sanayi ürünleri için kullanılacağını belirtti.

Ali Çağatay sözlerini bitirirken öğrencilere “Ne eğitimi alırsanız alın, mutlak suretle bir silikon vadisine uğrayın” tavsiyesinde bulundu.