Erasmus Treni

Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Programı 2018 Mezunumuz ve Endüstri Mühendisliği Yüksek Lisans Öğrencimiz Duygu Ay, Exchange/Erasmus programı deneyimlerini gazeteSU ile paylaştı. 

Hayatımın en mutlu dönemine girmek üzereyken, içimde tatlımsı bir heyecan, tatlımsı bir mutluluk ekşimsi de bir burukluk vardı. İlk zamanlar ordan oraya belge peşinde koştururken, neler yaşayacağımın farkında bile değildim henüz. Gitmeme bir hafta kala kabul mektubum geldi ve yine vizemi de o hafta içerisinde almıştım tee Ankaralardan. O zaman bir düşünmüştüm acaba hayatım buna değicek mi...? Merak etmeyin değiyor hem de bin beş yüz katıyla değiyor : ) Ne demişler “Mutluluk diyarı sabır ülkesinden hemen sonradır.” Şimdi o zamana geri dönmek için bir kez daha uğraş deseler hiç düşünmezdim uğraşırdım. Ve ben de hiç düşünmeyip uğraşmıştım zaten. Şimdi de Exchange yolculuğunda Singapur için hazırlanıyorum. Bu sefer içimde heyecandan da öte tarifi imkansız bir mutluluk var.

Neyse biz başlayalım Erasmus maceramıza. Exhange maceramızı sonra anlatırız artık. Öncelikle “Neden Slovenya?” sorunuzu duyar gibiyim. Bundan dolayı öncelikle Slovenya’dan ve gittiğim okuldan bahsedip sonra da gezdiğim 11 ülkeden bazı anılarımı paylaşacağım sizlerle.

Neden sLOVEnia?

Slovenya’yı tercih etmemdeki en önemli sebebim ülkenin konumu ve muhteşem doğasıydı. Avrupa’nın ortası ve yemyeşil doğaya sahip küçücük bir ülke Slovenya. Istanbul’dan sonra bana masal diyarı gibi bir yer gelmişti. Özellikle, her sokağı ormana, yemyeşil doğaya açılan Maribor’un o eşsiz güzelliği paha biçilemezdi. Stajerska bölgesi içinde yer alan sıcacık insanları ve sevimli yapısıyla insanın tüm hayatını sıkılmadan geçirebileceği Slovenya'nın 2. en büyük şehri Maribor. Yıllarca İstanbul’da yaşadıktan sonra şehrin her yerine yürüyerek ulaşabilmek kadar güzel bişey yoktu. Sizlere de tavsiyem Erasmus için Slovenya’ya gitmeseniz bile kesinlikle Bucket List’inizin bir köşesini bu ülkeyi eklemelisiniz ve en az yedi gün süre tanıyın bu mükemmel ülkeye.

Bir de bu sorunun cevabını sLOVEnia yerlilerinden dinleyin derim:

https://www.youtube.com/watch?v=UktXYuDQgSs&feature=share

Küçücük 2 milyon nüfusa sahip olan Slovenya’nın saklı kalmış kocamaan doğal güzellikleri var. Ben Slovenya’yı gezmeyi sona bırakmıştım. Ama sanırım erasmusdaki tek pişmanlığım bu diyebilirim. Çünkü sonradan farkettiğim ve görülmesi gereken o kadar muhteşem yerler varmış ki, bir haftada doyamadım oralara. Sonrasında bir daha gelmek için söz verdim bu muhteşem yerlere. Bu ülkede istediğiniz her türlü güzel havayı bulabiliyorsunuz. Her köşesinde farklı bir his, farklı bir heyecan ve farklı bir cennet saklı. Bled’in ve Bohinj’inin akıl almaz maviliği ve masalsı doğası, Ljubljana’nın size sunduğu özgürlük hissi, Piran ve Koper’in sıcacık akdeniz havası ve daha niceleri... 

Erasmus sürem boyunca, Slovenya’nın yanısıra başka ülkeleri de gezmek için vaktim oldu. 11 ülke gezdim ve ne okulum ne de derslerim bunu yapmam için bana engel olmadı. Bu benim ilk yurtdışı deneyimimdi ve olabildiğince çok sayıda ülke görmek, yeni insanlarla tanışmak ve farklı kültürleri tanımak istiyordum. Belki klişe olacak ama, çocukluğumdan beri hayalimdir tüm dünyayı gezmek. Üstelik bu kısa zaman diliminde 11 ülke gezmeme ve tüm bu zamanların en güzel şekilde keyfini çıkarmama rağmen dönemi 4.00 ortalama ile bitirdim. Yani hem gezip gördüğüm, hayallerimi gerçekleştirdiğim hem de akademik anlamda güzel sonuçlar elde ettiğim muhteşem bir deneyimdi Slovenya benim için. Burdan da bir çıkarım yaptım kendi kendime: Üniversite hayatımdaki başarılarımın sebebi, hayallerimi gerçekleştiriyor olmamdı belki de. Çünkü, hayallerimiz farkında olmasak da başarılarımızı getirmiyor muydu zaten..?

İşte bu gezdiğim yerlerden kısa kesitler:

Mınnewater Lake, Brugge, Belgıum

A legend tells the story of a young and pretty girl named Minna who was in love with Stromberg, a warrior of a neighboring tribe. Her father did not agree with her love and arranged her to marry a man of his choice. Minna escaped into the forest. When Stromberg finally found her, she died in his arms.

The lake was named after Minna and the bridge by the lake was considered the bridge of love, in her honor, meaning that when you walk over the bridge with your loved one, it will become eternal love.

Bir efsane, komşu bir kabilenin savaşçısı Stromberg'e aşık olan Minna adlı genç ve güzel bir kız hikayesini anlatır. Babası sevgisini kabul etmedi ve kendi seçtiği biriyle evlenmesini istedi. Bunun üzerine Minna kaçtı. Stromberg nihayet onu bulduğunda, kollarında öldü. Göl, Minna'nın adını aldı ve üzerindeki köprü, sevginin köprüsü olarak kabul edildi. Anlamı ise, köprünün üstünden sevdiğinizle birlikte geçtiğinizde sevginiz sonsuz kalacak.

Castel Sant'Angelo Roma, Italy 

"Bugün Roma'ya gelen ve Vatikan'a doğru yola çıkan herkes, yüzyıllar boyu değişen ve artık kendini savunmak zorunda kalmayan bu şaşırtıcı işi hayranlıkla izlemek için gözlerini kaldırmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Bu melek, en yüksek terasta güven verici varlığı, rüzgarla hareket eden saçları ve kıyafetleti ile hâlâ şehri seyrediyor ve koruyor."

“Whoever comes to Rome today and makes their way towards the Vatican, can’t help but raise their eyes to admire this astounding work that has changed over the centuries and that no longer needs to defend itself; the reassuring presence of the angel on the highest terrace, with clothes and hair moved by the wind, still watches over and protects the city.”  

Gamla Stan, Stockholm, Sweden

Bana göre, stockholm'un en güzel yeridir kendileri. İnsanı, zaman makinesiyle orta çağa dönmüş gibi hissettiren bölgenin birçok kartpostala konu olmuş ve turistik anlamda stockholm'ün sembolü haline gelmiştir. Gamla stan meydanı, dar sokakları, etrafını çevreleyen deniz, giriş kapısı ve küçük dükkanlarıyla gönlümü fethetmiştir. Bundandır, fotoğrafta çıkan aşırı dozdaki mutluluğum.

I think, it's the most beautiful place in Stockholm. The region, which makes people feel as they have gone into medieval times with a timekeeper, has become the subject of many postcards and has become a symbol of Stockholm in tourist terms. I fell in love Gamla Stan with its narrow streets, the sea surrounding it, the entrance gate and small shops. This photo is a sign of my overdose happiness with Gamla Stan.                                                                                          

Sabancı Üniversitesi’nin bize sunduğu Exhange/ Erasmus programıyla hayatımın en güzel anılarını biriktirdim. Siz de size sunulan bu büyük fırsatı değerlendirin, ve hayatınızın en güzel bölümüne giden treni sakın kaçırmayın. Güzel anılar biriktirmeniz dileğiyle...

 

Duygu Ay

E-mail: duyguay@sabanciuniv.edu                   


Bohini Lake
Most na Soči River
Maribor Island
İlk Yayınlanma Tarihi: 03.08.2018 10:40:51