Vefatının 11. yılında değerli bilim insanımız Erdal İnönü’nün anısına

31 Ekim 2007 tarihinde aramızdan ayrılan Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyemiz Prof. Dr. Erdal İnönü’yü saygı ile anıyoruz. 

Vefatının 11. yılında değerli bilim insanımız Erdal İnönü (6 Haziran 1926 – 31 Ekim 2007)’nün anısına sarkac.org yazarı Osman Bahadır tarafından kaleme alınan yazıyı sizler ile paylaşıyoruz. 

Fotoğraf: ©Uğur Bektaş

Prof. Dr. Erdal İnönü, bir teorik fizikçi olarak kendi uzmanlık alanında 1952-1976 yılları arasında birçok bilimsel yayın yaptı. Ancak gerek fizik tarihi, gerekse genel olarak bilim tarihi, İnönü için her zaman önemli diğer bir çalışma alanı oldu. İnönü için bilim tarihi çalışmaları, hem aktüel bilimsel çalışmaların ayrılmaz bir parçası, hem de siyasal ve toplumsal analizler yapmanın ve bir dünya görüşü oluşturmanın zorunlu bir öğesiydi.

Erdal İnönü’nün bilim tarihi çalışmalarını iki bölümde ele alabiliriz. Birincisi, henüz bir fizikçi olarak aktif çalışmalarını sürdürürken yaptığı bilim tarihi çalışmaları, ikincisi, fizikle  ve siyasetle ilgili çalışmalarını sonlandırdıktan sonra yaptığı çalışmalar.

Birinci dönem olarak nitelendirebileceğimiz 1971-1982 yılları arasındaki dönemde İnönü çok önemli üç bilimsel araştırmalar bibliyografyası yayınladı. Bunlar 1923-1966 yılları arasında Türkiye’de fizik (1971’de), matematik (1973’te) ve kimya (1982’de) araştırmalarını gösteren bibliyografyalardı. Bu üç bibliyografya ülkemizdeki öncü bibliyografyalardır ve temel bilimlerdeki araştırma metot ve geleneğinin gelişmesine hizmet etmiştir. Bu üç alandaki kapsamlı ilk bibliyografyalar olan bu çalışmalar, Erdal İnönü’nün bilimsel araştırma mantığının göstergeleri olmaları bakımından da özel bir önem taşımaktadır.

İlk dönemde İnönü’nün ayrıca Türkiye ile Ortadoğu’daki Arap ülkelerinin, fizik araştırmalarına son 50 yıldaki katkılarını karşılaştıran bir çalışması (1973) ile 1961-1971 yılları arasında Türkiye’li araştırmacıların matematik, mekanik, astronomi, fizik, jeofizik ve kimya dallarında en az 9 atıf almış uluslararası yayınlarının listesini veren bir makalesi (1973) vardır. Bu dönemdeki çok önemli bir başka çalışması ise temel bilimlerde Türk bilim insanlarının yaptığı ilk doktoraları saptayan kitap bölümüdür (1974).

Erdal İnönü’nün bilim tarihi çalışmalarının ikinci dönemi, fizikle ve siyasetle ilgili çalışmalarını bıraktıktan sonra yaptığı çalışmaları kapsayan dönemdir. Bu dönemde, fizik çalışmalarını bıraktığı fakat henüz siyasi çalışmalarını bırakmamış olduğu yıllardaki ilk çalışması, 1992’de yayınlanan Mehmet Nadir, Bir Eğitim ve Bilim Öncüsü (TÜBİTAK) adlı kitaptır. Daha sonraki dönemde, 1996-2006 yılları arasında bilim tarihinin çeşitli konularında İngilizce ve Türkçe olarak yazmış olduğu 20 makalesini görüyoruz. Bu makaleler, Türkiye’de fiziğin ve bilimin gelişim tarihi, Descartes’ın Cumhuriyet kuşaklarına etkisi, bazı bilim insanlarının tanıtılması (Cahit Arf, Mehmet Nadir, Salih Zeki vb.), matematik felsefesi, Atatürk ve bilim, bilimsel devrim vb. üzerinedir. İnönü’nün yayınladığı anı kitaplarında da bilim tarihiyle ilgili pasajlar vardır.

Erdal İnönü ayrıca, 1968-1971 yılları arasında ODTÜ’de ve 2002-2007 yılları arasında da Sabancı Üniversitesi’nde bilim tarihi dersleri verdi. Hazırladığı astronomi-astrofizik bibliyografyası ile yer bilimleri bibliyografyası ise genişletilerek ölümünden sonra 2009’da ve 2012’de yayınlandı.  Erdal İnönü’nün en son yayınlanan bilim tarihi kitapları ise, Üçyüz Yıllık Gecikme (Büke Kitapları, 2002), Bilimsel Devrim ve Stratejik Anlamı (TÜBA, 2003; Cumhuriyet kitapları, 2010) ve Türkiye’de Temel Bilimlerde İlk Araştırmacılar (Büke Kitapları, 2007) adlı kitaplardır. Üçyüz Yıllık Gecikme ile Bilimsel Devrim ve Stratejik Anlamı adlı kitaplarında Erdal İnönü, esas olarak bilimin gelişme koşullarının ve bilimsel devrimlerin yarattığı sosyal sonuçların neler olduğunu ortaya koymaya çalışmaktadır.

İnönü bu kitaplarında, bilim tarihi çalışmalarından çıkardığı sonuçları siyasal bir bakış açısı düzeyine yükseltmekte ve iki önemli sonuca ulaşmaktadır:

Birincisi, temel bilim araştırmalarına girilmeden ve bu alanda başarı kazanılmadan başka ülkelere bağımlılıktan kurtulmak ve toplumsal ilerlemeyi sağlamak mümkün değildir [1].

İkincisi, sürekli, kalıcı ve bu yüzden daha önemli olan, siyasal devrimler değil bilimsel devrimlerdir.

Erdal İnönü’nün bilim tarihi çalışmalarının genel bir değerlendirmesini yaptığımızda şunları söyleyebiliriz: Hazırladığı temel bilimlerle ilgili bibliyografyalarla ülkemizde bibliyografya olmadan bilimsel çalışma olamayacağı bilincine çok önemli katkılarda bulunmuştur. Ayrıca yeni araştırma yapacak olanlara bu eserleriyle tezlerinin çerçevelerini oluşturmaları için temel sağlamıştır.

Öte yandan bilim tarihiyle ilgili analizlerinden hareket ederek temel bilim araştırmalarının ve bu alanda kazanılacak başarıların toplumsal ve siyasi gelişmede de büyük önem taşıdığı sonucuna varmış ve uygarlık tarihinde de asıl belirleyici gücün bilimin gücü olduğu fikrini savunmuş, bu fikrin yaygınlaşmasına çalışmıştır. Şu sözleri onun bilimsel devrimlerle siyasal devrimler arasında nasıl bir farklılık gördüğünü açık olarak göstermektedir:

“Bilimsel devrim, 16. ve 17. yüzyıllarda dünyaya her alanda egemen olma yolunu insanlara açan, geçerli, kalıcı bilgiler üretme yöntemini öğretti ve bu yöntem hala tükenmedi. 17. yüzyıldan sonra gerçekleştirilen tüm bilimsel atılımlar ve onların getirdiği sanayi devrimi, atom çağı, uzay çağı, bilgi çağı, hep bilimsel devrimle gelen yeni bilgi üretme yönteminin uygulanmasıyla elde edilen gelişmeler. Böylece bilimsel devrim bitmiyor, hep devam ediyor. Onun için siyasal devrimlerden farklıdır, daha kalıcı, daha önemlidir.” [2]

Erdal İnönü’nün, bilim tarihi çalışmalarıyla, bilim kültürümüze olan katkılarının yanı sıra vardığı en özgün iki sonucun bu iki tezde biçimlendiğini söyleyebiliriz.

Vefatının 11. yılında değerli bilim insanımız Erdal İnönü (6 Haziran 1926 – 31 Ekim 2007)’nün anısına

Osman Bahadır

kaynak: https://sarkac.org

İlk Yayınlanma Tarihi: 31.10.2018 00:19:48