#AkademisyeneSor projesinin yeni konuğu Güvenç Şahin oldu

Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi Merve Üre ile Yönetim Bilimleri Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Ecem Dinçdal’ın ortaklaşa yürüttükleri #AkademisyeneSor projesi’nin yeni konuğu Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Güvenç Şahin oldu.

Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Güvenç Şahin

Sabancı Üniversitesi Instagram hesabında konuk öğretim üyesinin tanıtılmasının ardından, öğrencilerden gelen soruların yöneltildiği #AkademisyeneSor projesinde, Merve Üre ve Ecem Dinçdal yaptıkları röportajlar ile aynı zamanda Sabancı Üniversite’nin değerlerini de tanıtmayı amaçlıyor.

#AkademisyeneSor videolarını Instagram hesabımızdan izleyebilir, öğretim üyelerimize merak ettiklerinizi sorabilirsiniz.

Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Güvenç Şahin'e #AkademisyeneSor projesi kapsamında yöneltilen soru ve cevapları merak ediyorsanız; röportajın devamını aşağıdan okuyabilir, haberin ilgili Instagram paylaşımı için buraya tıklayabilirsiniz.

Lisans eğitiminizde endüstri mühendisliğini seçmenizde ne etkili oldu? Endüstri mühendisliğini seçmek isteyen öğrenciler için bölüm hakkında bilgi verir misiniz?

Aslında mühendis olmak istediğimi biliyordum, ama endüstri mühendisliğiyle ilgili tam bir bilgim olmasa da; birçok sistemin bir arada değerlendirildiği tasarımların endüstri mühendisliğinin konusu olduğu için seçtiğimi hatırlıyorum. Tabi o yıllar eskide kaldı. Seçmek isteyen arkadaşlara eğer özellikle ilgi alanlarının nereler olduğunu biliyor ve karmaşık problemlerle uğraşmayı seviyorlarsa; bir probleme farklı bakış açıları getirmeyi seviyorlarsa ve problemin birçok boyutunu görebiliyorlarsa endüstri mühendisliği onlar için doğru bir mühendislik alanı.

Doktoranızı Amerika’da yapmaya nasıl karar verdiniz? Kabul alma sürecini ve zorluklarını anlatır mısınız?

Doktoramı Amerika’da yapmaya iten sebep aslında doktora sonunda tekrar Türkiye’ye gelip öğretim görevlisi olma isteğimdi. Şimdiki kadar belki doktora programları güçlü değil diye düşünüyorduk veya güçlü olsalar da Türkiye’de doktorası olan bir öğretim görevlisinin iş bulması zor olabiliyordu. O yüzden bu hedefi göz önünde bulundurarak Amerika’ya gitmeye karar verdim. Çok bir zorluk yaşadığımı düşünmüyorum açıkçası. Seçim aşaması benim için kolaydı, doktora aşamasında ise çok çalışmak bir zorluksa, evet çok çalıştım.

Amerika’daki yaşamınız nasıldı? Kaç sene orada kaldınız?

4 sene orada kaldım. Benim üniversitem, sadece o üniversite için kurulmuş bir şehirdeydi. Yani o yüzden gelişmiş bir şehirdeydi. Ve evet orada olmanın bir amacı vardı. Daha çok, harika eğlenceli bir hayat geçirilen bir yer değildi. Ama biz tabi orada o kadar çok entegre olamadığımız için, o yüzden hep böyle şey kaldık: inek doktora öğrencisi :)

Şu anki çalışma alanınıza nasıl karar verdiniz?

Şahsen çok düşünerek karar vermedim çünkü doktoraya başladığımda çalışabileceğim birkaç alan vardı. Ya demiryolları planlaması ve problemleri üzerine çalışabilecektim, ya da sağlık sektöründeki bazı problemler ve optimizasyonu üstünde çalışacaktım. Ama zaten trenleri çok sevdiğim için ikisi arası çalışma yaparken çok fazla zorlanmamıştım. Bu yüzden doktoramı yaparken aslında bir şekilde ulaşım planlaması problemlerine eğilmiş oldum, ama bizim alanımızda çalıştığımız problemler değişiyor. Ben mesela ulaştırma ve lojistik üstüne çalışıyorum ama son yıllarda örneğin elektrik yapılarındaki bazı optimizasyon problemleri üzerine çalışıyorum. Bu birazcık problemlerin ne kadar güncel olduğuna bağlı hem de zaman zaman biz de çalıştığımız problemleri değiştirmek istiyoruz. Yeni motivasyonlar eklemek istiyoruz yaptığımız işe, ama başlangıçtaki biraz tesadüftü. Bu tesadüf beni daha çok ulaştırma planlama sektöründe çalışmaya itti.

İstanbul’a dönüşünüz nasıl oldu?

Ben zaten hiç yurt dışında yaşayacağımı düşünmedim, öyle bir şey yoktu aklımda. Şu anda doktora yapıyor olsam, Türkiye’ye koşarak gelmezdim. Şu anda öğrenci olsam ve gitme gibi bir planım olsa, planımın devamını Türkiye’ye döneyim diye düşünerek yapmam. Ama o zaman giderken biraz hayal gibiydi. Gideceğim doktoramı yapacağım. Ondan sonra da Türkiye’deki güzel okullardan birinde hoca olacağım motivasyonuyla doktora yaptığım için doktoramı bitirirken de başvuru yaptığım asıl yerler Türkiye’deydi. Türkiye’deki okullar olmazsa diye Amerika’ya başvuru yapıyordum.

Sizce İstanbul’daki toplu taşıma sistemleri ne kadar etkili?

İstanbul’daki toplu taşıma sistemleri çok etkili ve etkin değil. Çünkü burada planlama yapılırken farklı bakış açısıyla planlama yapılamıyor maalesef. Biraz ekleyerek, sonradan üstüne ek yapılarak, yeni işler yapılıyor veya yeni sistemler ekleniyor. Baştan daha çok master bakış açısıyla bu plan yapılsa, daha etkin bir planlama ve ulaşım sistemi oluşabilir. Yine de şehrimizin büyüklüğüne bakacak olursak, birçok zorluğa rağmen belki de hani şu anda en azından birden fazla sistemin entegre olmasına çalışan bir sistem var, ama en büyük eksiklik işte planlama sistem sırasında yapılmadığı için entegrasyonu biraz zor oluyor.

Bu dönem hangi dersleri veriyorsunuz?

Bu dönem ENS 208,Introduction to Industrial Engineering dersini veriyorum. Birçok öğrencinin acaba endüstri mühendisliği seçeyim mi yoksa seçmeyim mi diye düşündüğü, karar vermek için aldığı bir ders aynı zamanda. Geçen dönem bu dersi vermeye başladım. İkinci dönemim oluyor bu derste ve dersin içeriği ve veriliş şeklinde büyük değişiklikler yaptık. 1. Sınıf öğrencilerimizin aynı NS dersinde yaptıkları gibi interactive learning and teaching saatleri de uyguluyoruz.

Endüstri Mühendisliği öğrencilerine kendilerini geliştirmeleri için neler önerirsiniz?

Bizim yeni 208 dersinde çok aşılamaya çalıştığımız bir şey ve çoğu öğrencimizin korktuğu, iyi bir bilgisayar kullanıcısı olmaktan öte, iyi bir algoritma tasarımcısı ve bu çözüm yöntemlerini bilgisayarları kullanarak uygulamaya geçirebilen mühendisler olmaları gerektiklerini düşünmeliler. Bu yeni dersimizde bunun üzerinde çok duruyoruz. Her şeyden önce bilmeleri gereken şey, bir bilgisayar bilimcisi ya da mühendisi kadar, programlama alanında kendilerini geliştirmeseler de kendi oluşturdukları tasarımları bilgisayar ortamında uygulayabilecekleri yetenekleri edinmeleri gerekiyor. Bu konuda kendilerini geliştirmeleri iyi olur.

Sizce yüksek lisans yapmak isteyen öğrenciler hemen mezun olduktan sonra mı yapmalı, yoksa önce iş deneyimi mi kazanmalılar?

Bunun cevabı iki unsura göre değişir. Hangi alanda yapmak istedikleri ve ne amaçla yapmak istedikleri. Birinci soruya cevaben, eğer zaten lisans alanları ile ilgili daha uzmanlaşmak, özelleşmek istedikleri belli bir konu varsa, bence bu durumda lisans eğitiminin hemen ardından olmalı. Çünkü ders çalışma alışkanlıklarımızı, üniversitede geliştirdiğimiz alışkanlıkları kaybetmemiz lazım. Çabuk adapte olmamız lazım. Ama örneğin, MBA dediğimiz ya da işletme dediğimiz alanda yapmak istiyorlarsa, lisans eğitimi bu alanda olmayıp kendilerine öyle bir yetenek kazandırmak istiyorlarsa ve bu eğitimin amacı akademik amaçlı olmayacaksa, bence piyasada çalıştıktan sonra yüksek lisans eğitimine yönelebilirler.

Sizce neden Sabancı Üniversitesi?

Yani bu soruya hem bir öğretim üyesi olarak hem de bir öğrenci gözüyle bakmak gerekir. Ben tabi burada hiç öğrenci olmadığım için o soruyu ne kadar iyi cevaplayabilirim bilmiyorum. Ama Sabancı Üniversitesi dediğimizde herhalde hem öğretim üyeleri, akademisyenler hem de öğrenciler için akla gelen ilk şey bence özgürlük. Yani buradaki bizim daha çok liberal program dediğimiz yani öğrencilerimizin her ne kadar bazı kısıtlamalar olsa da birçok dersi seçebileceği kendilerini birçok alanda geliştirebilecekleri bir ortam sağlanıyor öğrencilere. Bir taraftan da akademisyenlere içinde aslında bunun paralelinde bir özgürlük var. Bu birazcık çok savunduğumuz interdisipliner yaklaşım açısının da getirdiği bir özgürlük. Kendimizi çok kısıtlamak zorunda hissetmiyoruz çalışacağımız konularda. Asıl öğrencilerimiz derslerini seçerken kendilerini geliştirecekleri alanlar belirlerken çok kısıtlı olmadıklarını hissetsinler istiyoruz. Bizlerde aslında çok kısıtlı değiliz. O yüzden bence ilk akla gelen şey burada sağlanan özgürlük ortamı ya da şunu söyleyelim: " Özgürlükçü yaklaşım diyelim." Bu hem öğrenciler için hem de öğretim üyeleri için geçerli diye düşünüyorum.

İlk Yayınlanma Tarihi: 04.03.2019 16:09:46