Can Akkan ile Üniversitenin İlk Yıllarından Günümüze

Can Akkan

Can Akkan ile Üniversitenin İlk Yıllarından Günümüze

Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Can Akkan, üniversitemizin ilk yıllarından günümüze uzanan yıllar boyunca yaşadıklarını, üniversiteye dair duygu ve düşüncelerini röportajımızda dile getirdi.

 

 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Kaç senedir Sabancı Üniversitesi’ndesiniz; çalışmalarınızla ilgili bize bilgi verebilir misiniz?

2003 yılından bu yana Sabancı Üniversitesi’nde çalışıyorum. Yönetim Bilimleri Fakültesi’nde operasyon yönetimi ve iş analitiği alanlarında ders verip araştırma yapıyorum. İlgi alanım operasyonel süreçlerin optimizasyonu için matematiksel model ve çözüm algoritmaları geliştirmek. Yönetim Bilimleri Fakültesi’nde farklı dönemlerde, bazıları eş zamanlı olacak şekilde, lisans, MBA, Executive MBA, Professional MBA programlarının akademik direktörlüğü/koordinatörlüğü ve dekan yardımcılığı görevlerini yürüttüm. Ayrıca kurulduğu yıldan bu yana EDU birimimizde şirket çalışanlarına eğitimler veriyorum.

Sabancı Üniversitesi’nde bulunduğunuz süre boyunca, üniversitemize dair aktarmak istediğiniz ilginç bir anınız ve/veya paylaşmak isteyeceğiniz bir detay var mı?

İlk başta girişimci ruhla küçük bir grubun kurduğu üniversiteler çeşitli zorluklarla karşılaşırlar. Bunların önde gelenleri istenen niteliklere sahip yeni öğretim üyesi çekerek büyümek, kurumsallaşmak ve öğrencilerin gereksinimlerine, taleplerine uygun programlar geliştirmektir. Birçok öğrencimiz ve çalışanımız üniversitemiz kurulduğundan bu yana bir yönetim bilimleri fakültesi olduğu düşünüyordur, fakat başlangıçta yönetim bilimleri alanında sadece yüksek lisans programları (Executive MBA, MBA) ve doktora programı olması hedeflenmiş ve YÖK mevzuatına göre de bu nedenle bir yönetim bilimleri enstitüsü kurulmuş. Biz her ne kadar kendi aramızda dekan desek de resmi olarak ilk iki dekanımız Muhittin Oral ve Nakiye Boyacıgiller enstitü müdürüydüler. Ben 2003 sonbaharında Sabancı’ya katıldığımda dekanımız Nakiye Boyacıgiller’di ve bir lisans programı açılmasına karar verilmişti. Benim ilk idari görevim lisans programı koordinatörü olarak müfredata son şeklinin verilmesi çalışmalarını tamamlamaktı. Fakat enstitü olduğumuz için resmi olarak program açamıyorduk, o nedenle yönetim bilimleri lisans programı SSBF’nin bir programı olarak açıldı. Hatta müfredatı SSBF fakülte kuruluna sunup, onlardan geri bildirim aldım, çeşitli SSBF öğretim üyeleri ile toplantılar yapıp onların görüş ve önerileri dinledim. Çok da faydalı oldu. Birkaç yıl sonra YÖK’e fakülte olma başvurumuzu yapıp, onay alınca yönetim bilimleri programı da YBF’nin programı oldu. 

 

 

Kurulduğu günden bugüne 25 yılı geride bırakan Sabancı Üniversite’mizin diğer üniversitelerden ayrışan yanları ve yüksek öğretim alanına getirdiği yenilikler nelerdir? (Araştırma üniversitesi / program seçme özgürlüğü vb.)

Yüksek öğrenime getirdiğimiz en bilinen ve önemli yeniliğimiz elbette program seçme özgürlüğüdür. Tabii bunun bir gereği olarak müfredatlarda da önemli yenilikler getirdik. Örneğin üniversite derslerinin ilk 1,5 yılı kapladığı bir genel yapı içinde bir yönetim bilimleri (veya işletme) programının verilmesinin zor, hatta imkansız olduğunu düşünenler vardı. Üniversitenin genel müfredat yapısı olan, üniversite dersleri, programın zorunlu, çekirdek seçmeli, alan seçmeli ve serbest seçmeli derslerinin yönetim bilimleri özelinde nasıl hayata geçirileceği çok tartışıldı. Diğer tüm üniversitelerde işletme bölümlerinin çok sayıda zorunlu dersi vardı, ama bizim sistemimizde zorunlu ders sayısını az tutmamız gerekiyordu. Diğer üniversiteler muhasebe, finans, pazarlama, operasyon yönetimi, organizasyon ve yönetim, istatistik ve sayısal yöntemler alanlarında birer çoğu kez ikişer dersi zorunlu ders olarak veriyorlardı. Bizim en önemli yeniliğimiz tüm bu alan derslerini çekirdek seçmeli dersler havuzuna almaktı. Zaman içinde birkaç değişiklikten geçse de bu çekirdek ders yaklaşımı kabul görerek bugüne kadar geldi. O zamanlar sadece lisans programı olmayan alanlar (matematik, fizik gibi) yandal programı açabilirken, bugün üniversitemizde çok sayıda yandal programının yüksek talep görmesinin bir nedeni de lisans programlarımızın zorunlu ders sayısını az tutup, esnek bir müfredat yapısı oluşturmuş olmamızdır.

Üniversitemiz, 25 yıl gibi kısa bir sürede, birçok başarı elde etti. Bugün geldiği nokta, konumu, elde ettiği başarılar hakkında neler söylersiniz?

Türkiye’nin önde gelen ilk iki vakıf üniversitesinin kuruluşunun ardından, yıllar sonra, üçüncü vakıf üniversitesi olarak kurulduk. Ayrıca birçok açıdan geleneksel üniversite yapısından çok faklı bir yapımız vardı. Bu nedenle dışarıdan izleyenlere yaptıklarımızın doğru olduğunu, doğru yolda olduğumuzu ispatlamanız gerekiyordu. İlk yıllarda o kadar farklıydık ki, birçok öğretim üyesi ve yeni doktorasını almış akademisyen Sabancı’ya gelmek istemedi. Benzer şekilde profesyonellere yönelik yüksek lisans programlarımıza öğrenci çekmek de hiç kolay değildi. Özetle rakiplerimize göre oldukça geriden başlamıştık ve çok çalışmamız gerekiyordu. Yenilikçilik hata yapma olasılığını artırdığından dolayı da yapılan hataları düzeltebilmek için cesaretli ve açık fikirli olmamız gerekiyordu. Bugün bir öğrenci veya çalışanımızı ilk yıllara ışınlasak bina dışında YBF’yi tanıyamaz, o kadar büyük bir değişim oldu. Şu anda Avrupa’nın en saygın işletme fakülteleri arasında kabul ediliyor olmamız YBF’nin en büyük başarısıdır. Bu da çok sayıda başarılardan oluşan bir piramidin üst, görünen yüzüdür. Temel başarımız sayıca ve nitelik olarak Türkiye’nin en önde gelen öğretim üyesi kadrosuna sahip bir-iki fakültesinden biri olabilmemizdir. Bu kritik kütle, dünyada görünür olmamızı, topluma ve araştırmaya yüksek katkı vermemizi, uluslararası saygın sıralamalara girebilen Executive MBA programımızı ve EDU programlarımızı başarıyla uygulayıp sürekli iyileştirmemizi sağlıyor. Diğer başarımız bugün belki olağan karşıladığımız idari süreçlerimiz, organizasyon yapımız ve bu yapıya hayat veren idari kadromuzu üniversite çapında oluşturmuş olmamızdır. Başarılı bir araştırma üniversitesinin omurgası öğrenci ve öğretim üyelerinin en verimli şekilde öğrenme, öğretme ve araştırma yapması için gerekli idari destek süreçleridir.

25 yılımıza dair mesajınızı alabilir miyiz?

Günlük veya dönemsel zorluk ve mücadelelerin üstüne çıkıp, yukarıdan 25 yıla bir bütün olarak baktığımda genç ama olgun ve özgüvenli bir üniversite olmuş olmamız mutluluk veriyor.  Bu başarıda binlerce öğrenci ve çalışanın emeği var. Şu anda Dünya’nın neresinde olursa olsunlar hepsinin gelişimimizi takip edip gurur duyduğunu düşünüyorum. Ayrıca vefat edenleri de şükran ve minnetle anmak istiyorum.

Üniversitemizin gelecek 25 yılı için hayalleriniz, beklentileriniz nelerdir?  

Kurucularımız Sabancı Üniversitesi’nin çalışanına ve öğrencisine değer veren bir kurum olması idealine sahiptiler. Bu ideali yeni nesillerin de benimsemeye devam etmesini dilerim. Çünkü, geleceğin tam olarak ne getireceğini bilemesek de değişim ve zorlukların kaçınılmaz olarak önümüzde olduğunu söyleyebiliriz. Bunlarla baş etmenin, daha büyük başarılar hayal edip, gerçekleştirmenin yolu, bu hayallere inanan ve hayaller için birlikte çalışan öğrenci ve çalışanlara sahip olmaktır.