Sabancı Üniversitesi'nde Erasmus+ Deneyimi: Büyüme ve Keşif Yolculuğu

rüzgar

Sabancı Üniversitesi, Erasmus+ programı kapsamında yakın zamanda Köln Üniversitesi öğrencisi Rüzgar’ı ağırlayarak uluslararası akademik iş birliğine olan bağlılığını pekiştirdi. Burada kaldığı süre boyunca dinamik bir araştırma ortamında kök hücre farklılaşmasına odaklanan mezuniyet projesini başarıyla tamamlayan Rüzgar, deneyimini kendi sözleriyle aktarıyor.

Merhaba, adım Rüzgar. Almanya, Köln Üniversitesi'nde son sınıf biyoloji öğrencisiyim. Sabancı Üniversitesi'ndeki Mustafaoğlu Laboratuvarı'nda geçirdiğim Erasmus+ dönemi, akademik ve kişisel hayatımın en dönüştürücü dönemlerinden biriydi.

Köln Üniversitesi'nden biyoloji öğrencisi olarak mezun olduktan sonra, beni dinamik bir araştırma ortamına sokan ve konfor alanımın çok ötesine, mümkün olan en iyi şekilde iten disiplinlerarası bir nörobilim laboratuvarına katıldım.

Akademik olarak, Sabancı Üniversitesi'ndeki zamanım bana, 3B biyobaskı yaklaşımları kullanılarak mezenkimal kök hücrelerin sinir hücrelerine farklılaşmasını içeren bir tez projesi üzerinde çalışma fırsatı verdi. Bu uygulamalı çalışma, biyomühendislik, moleküler biyoloji ve rejeneratif tıbbın kesişim noktasını keşfetmemi sağladı. Deneysel tasarım, qPCR ve Western blot analizleri, immün boyama ve veri yorumlama süreçlerine doğrudan dahil olmak, hem teknik becerilerimi hem de bilimsel akıl yürütmemi geliştirmem için beni zorladı. Yüksek tempolu ve bazen öngörülemeyen bir araştırma ortamında ilerlemek kendi zorluklarını beraberinde getirse de, her engel aynı zamanda dayanıklılık ve bağımsızlık geliştirme fırsatıydı; bu becerilerin gelecekteki kariyerimde bana fayda sağlayacağını biliyorum. 

Laboratuvarın ötesinde, deneyimimi gerçekten şekillendiren şey, çevremdeki insanların yarattığı destekleyici ve entelektüel olarak teşvik edici ortamdı. Gelişimimi sürekli olarak teşvik eden ve sorularımı sabır ve açıklıkla yanıtlayan baş araştırmacım Nur Mustafaoğlu da dahil olmak üzere ilham verici araştırmacılardan öğrenme ve onlarla çalışma ayrıcalığına sahip oldum. Diğer öğrenciler ve laboratuvar üyeleriyle yaptığım sohbetler genellikle yeni fikirler ve bakış açıları uyandıran beyin fırtınası oturumlarına dönüştü. 

Kültürel olarak, Erasmus+ programı kapsamında memleketim Türkiye'ye dönmek, bana ülkenin akademik potansiyeli ve canlı öğrenci yaşamı için yeni bir takdir duygusu kazandırdı. Modern altyapısı, güzel doğası ve sıcakkanlı topluluğuyla Sabancı kampüsü, kısa sürede ikinci bir yuva gibi hissettirdi. Laboratuvar arkadaşlarımla Türk kahvesi molalarından kütüphanedeki yoğun yazma seanslarına kadar, akademik odaklanmayı sosyal bağlantıyla dengeleyen bir ritim buldum. 

Bu değişim programı bana bilimin sadece deneylerle ilgili olmadığını, iş birliği, diyalog ve merakla ilgili olduğunu hatırlattı. Ayrıca nörobiyolojiye olan tutkumu ve bilimsel araştırma ile inovasyonu birleştiren bir kariyer yapma hedefimi de pekiştirdi. Sabancı'dan sadece tamamlanmış bir tez ve yeni teknik becerilerle değil, aynı zamanda aldığım mentorluk, kurduğum arkadaşlıklar ve yaşadığım kişisel gelişim için derin bir minnettarlıkla ayrılıyorum.