Belirsizliğin Fiyatı - 'Kimi zaman yatırımcı, elindeki zarın kaç yüzlü olduğunu bile bilmez'

ana görsel

Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi'nde öğretim üyesi Doç. Dr. A. Doruk Günaydın, "hangi hisse yükselecek?" sorusuna yanıt aramaktan çok, hangi risklerin ve şirket özelliklerinin daha yüksek getirilerle ödüllendirildiğini anlamaya odaklanıyor. Risk ile belirsizlik arasındaki farkı ele alan çalışmasıyla bu yıl Bilim Akademisi tarafından verilen BAGEP Ödülü'nü kazanan Günaydın, bazen güçlü bir yatırım sinyalinin rakamlardan çok insana özgü duygulardan gelebileceğini de belirtiyor.

 

 

Finansa olan ilgisi çocukluk yıllarına uzanan Günaydın, bu tutkusunun peşinden kararlılıkla ilerledi. Lisans eğitimini Sabancı Üniversitesi Elektronik Mühendisliği programında tamamladıktan sonra kariyer rotasını finansa çevirdi. Boston University'de Matematiksel Finans alanında yüksek lisans, Sabancı Üniversitesi'nde ise Finans alanında doktora derecesini alarak akademik çalışmalarını bu alanda derinleştirdi. Bugün finans alanında uluslararası düzeyde araştırmalar yürütüyor. 2010 yılında Türkiye'ye dönen Dr. Günaydın, güçlü akademik altyapısı nedeniyle Sabancı Üniversitesi'ni tercih ettiğini belirtiyor.

Finans Mükemmeliyet Merkezi - CEF

Lisans ve yüksek lisans düzeyinde dersler veren Günaydın, Sabancı Üniversitesi Finans Mükemmeliyet Merkezi (Center of Excellence in Finance, CEF) bünyesinde de çalışmalar yürütüyor. Günaydın, yapay zekâ, sürdürülebilir finans ve portföy yönetimi gibi güncel konularda eğitim içerikleri hazırlayarak CEF'in eğitim faaliyetlerine katkı sağlıyor. Bu içerikler merkezin YouTube kanalında paylaşılıyor.

(Doç. Dr. Doruk Günaydın'ın portföy yönetimi ve finans alanındaki eğitim videoları Center of Excellence in Finance YouTube kanalı üzerinden izlenebilir)

 

 

Öne çıkan araştırmaları

*Risk ile belirsizlik arasındaki fark

Bilim Akademisi tarafından 2026 BAGEP Ödülü'ne layık görülen Dr. Günaydın, ödüle konu olan araştırma projesini şöyle anlatıyor:

"Araştırma programımın merkezinde, finansın en temel ayrımlarından biri olan risk ile belirsizlik arasındaki fark yer alıyor. Bu ayrımın kökeni, 1921 yılında iktisatçı Frank Knight'ın çalışmalarına dayanıyor. Knight'a göre risk, olasılıkları bilinen durumları ifade eder. Örneğin, zar attığınızda hangi sayının geleceğini bilemezsiniz, ancak her bir sayının gelme olasılığının altıda bir olduğunu bilirsiniz. Sigorta şirketleri tam da bu tür riskleri ölçebildikleri için fiyatlayabiliyor.

Belirsizlik ise olasılıkların dahi bilinmediği durumları ifade eder. Yatırımcı, elindeki zarın kaç yüzlü olduğunu, hatta üzerinde hangi sayıların yazdığını bile bilmez. Pandeminin ilk haftaları, büyük savaşların başladığı dönemler veya bir gecede açıklanan tarife kararları bu tür belirsizliklere örnek gösterilebilir.

Hem risk hem de belirsizlik finansal piyasalardaki fiyatlamaları etkiler. Yatırımcılar yalnızca riskli varlıkları değil, belirsizliği yüksek varlıkları elde tutmak için de daha yüksek beklenen getiri talep eder. Finans literatüründe bu davranış 'belirsizlikten kaçınma' olarak adlandırılır.

BAGEP kapsamında yürüttüğüm çalışma ise belirsizliği iki farklı boyutta ele alıyor. Birincisi, savaşlar, pandemiler ve ani politika değişiklikleri gibi tüm piyasayı etkileyen sistematik belirsizlik. İkincisi ise önemli bir dava ya da denenmemiş bir teknoloji gibi yalnızca belirli bir şirketi etkileyen şirkete özgü belirsizlik. Bunu şöyle düşünebiliriz: Birincisi bütün şehrin üzerine çöken bir sis, ikincisi ise yalnızca tek bir binayı saran sistir."

*Kötü haberin gecikmeli etkisi

Belirsizlik üzerine yürüttüğü projenin kavramsal temellerinin, kayıpların fiyatlanmasına ilişkin daha önce yaptığı iki çalışmaya dayandığını belirten Dr. Günaydın şöyle devam ediyor:

"Journal of Financial Economics'te 2020 yılında yayımlanan 'Left-tail momentum: Underreaction to bad news, costly arbitrage and equity returns' başlıklı çalışmamızın çıkış noktası şuydu: Piyasa düşerken bazı hisseler neden çok daha sert değer kaybediyor ve sonrasında bu hisselere ne oluyor? 'Sol kuyruk' ifadesi, getiri dağılımındaki en olumsuz sonuçları anlatıyor.

Çalışmamızın bulguları, yakın geçmişte büyük kayıplar yaşayan hisselerin sonraki dönemde de benzerlerine kıyasla daha zayıf performans göstermeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Oysa etkin piyasa hipotezine göre kötü haberlerin fiyatlara hızla yansıması beklenir. Bulgularımız ise yatırımcıların kötü haberi sindirmekte geciktiğini gösteriyor. Bunun nedenlerinden biri, yatırımcıların zararına satış yapmaktan kaçınması, diğeri ise bu hisselerde açığa satışın maliyetli olması nedeniyle profesyonel yatırımcıların yanlış fiyatlamayı yeterince düzeltememesi. Sonuç olarak, fiyatlardaki düşüş beklenenden daha uzun süre devam edebiliyor. Kısacası, piyasalar kötü haberi hemen fiyatlayamıyor ve dünkü büyük kaybedenler, çoğu zaman yarının da kaybedenleri olabiliyor."

*Varlıklı yatırımcıların risk iştahı

Kayıpların fiyatlanmasına ilişkin araştırmalarının doğal olarak ikinci bir soruyu gündeme getirdiğini belirten Dr. Günaydın, bunu şöyle açıklıyor:

"Bu fiyatları hangi yatırımcılar şekillendiriyor? Journal of Financial Economics'te 2023 yılında yayımlanan 'Do the rich gamble in the stock market? Low risk anomalies and wealthy households' başlıklı çalışmamız, finans teorisinin en önemli bulmacalarından biri olan düşük risk anomalisine yeni bir açıklama getiriyor. Finans teorisine göre daha yüksek risk, daha yüksek beklenen getiriyle ödüllendirilmelidir. Ancak onlarca yıllık veriler, düşük riskli hisselerin uzun vadede daha yüksek getiri sağlayabildiğini gösteriyor.

Bu bulmacanın yanıtını İsveç'in benzersiz hanehalkı verilerinde aradık. İsveç, hanehalkı portföylerinin hisse bazında kayıt altına alındığı sayılı ülkelerden biri. İsveç Merkez Bankası'nda görev yapan ortak yazarımız sayesinde milyonlarca hanenin yatırım tercihlerini inceleme fırsatı bulduk.

Elde ettiğimiz bulgular, varlıklı yatırımcıların piyango benzeri, yani küçük bir olasılıkla çok yüksek kazanç sunan riskli hisselere belirgin bir ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu talep söz konusu hisselerin fiyatlarını yükseltiyor ve gelecekte beklenen getirilerini düşürüyor. Kumar eğiliminin daha çok düşük gelirli yatırımcılarla ilişkilendirildiği düşünülse de, veriler büyük portföylere sahip varlıklı yatırımcıların da benzer davranışlar sergileyebildiğini ve piyasa fiyatları üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor."

*Pişmanlığın getirisi

Dr. Günaydın, davranışsal finans alanındaki çalışmalarını 2025 yılında International Review of Financial Analysis dergisinde yayımlanan 'Regret in global equity markets' adlı makalesiyle sürdürüyor. Bu çalışmada, ortak yazarlarıyla birlikte finansın en insani duygularından biri olan pişmanlığı küresel ölçekte ele alıyor.

"Elinizdeki hisse kazandırmış olsa bile, benzer bir hisse çok daha yüksek getiri sağladıysa pişmanlık duyabilirsiniz" diyen Dr. Günaydın'ın çalışması, çok sayıda ülkenin verisine dayanarak pişmanlık etkisinin küresel bir olgu olduğunu gösteriyor.

Araştırmanın bulgularına göre, yatırımcılarda daha fazla pişmanlık yaratan hisseler sonraki dönemde daha yüksek getiri sağlama eğilimi gösteriyor. Bu etki özellikle gelişmekte olan piyasalarda ve arbitrajın daha sınırlı olduğu ülkelerde belirginleşiyor.

*İklim riskinin fiyatlanması

Günaydın'ın araştırma programının bir diğer kolu, çağımızın en büyük belirsizlik kaynaklarından biri olan iklim ve çevre sorunlarına odaklanıyor. Dr. Günaydın burada şu soruyu soruyor: "Kirleten şirketlerin hisseleri borsada daha yüksek getiri sağlıyor mu?" Araştırmalarına dayanarak verdiği yanıt ise şöyle:"Önceki çalışmalar, yüksek karbon salımına sahip şirketlerin hisselerinin sağladığı daha yüksek getirileri, piyasaların iklim riskini fiyatladığının bir göstergesi olarak yorumlamıştı. Ortak yazarlarımla yürüttüğümüz bu çalışma ise söz konusu yüksek getirilerin risk fiyatlamasından değil, bu şirketlerin beklentilerin üzerinde kâr açıklamasından kaynaklandığını gösteriyor. Bunun politika açısından önemli bir sonucu var: Piyasalar kirleten şirketleri kendiliğinden cezalandırmadığına göre, düşük karbonlu ekonomiye geçiş yalnızca piyasa güçlerine bırakılamaz. Düzenlemeler ve kamu politikası bu süreçte kritik bir rol oynar."

*Yapay zekânın etkisi

Günümüzde yapay zekâ tüm disiplinleri etkiliyor. Finansal piyasalar da doğal olarak bundan muaf değil. Dr. Günaydın bu noktada yapay zekâdan çıkarılacak üç temel ders olduğunu söylüyor: "Birincisi, piyasayı yenmek profesyoneller için bile zordur. İkincisi, bir modelin ya da yatırım ürününün yapay zekâ kullandığı iddiası tek başına yeterli değildir. Üçüncüsü, elde edilen sonuçlar modelin kendisi kadar modelin nasıl kullanıldığına, nasıl test edildiğine ve yatırımcıların davranışlarına da bağlıdır. Bu nedenle yapay zekâyı küçümsemek de olduğundan büyük göstermek de doğru değildir. Finansal piyasalarda klasik yöntemlerin tespit edemediği ilişkiler gerçekten saklı olabilir. Yapay zekâ bu ilişkileri ortaya çıkarmada güçlü bir araç olabilir, ancak deneyim bize başka bir noktayı da hatırlatıyor: Güçlü bir araç yanlış kullanıldığında güçlü sonuçlar üretmeyebilir. Daha fazla veri, daha karmaşık modeller ve daha gelişmiş algoritmalar kendi başlarına yeterli değildir. Verinin kalitesi, modelin nasıl test edildiği, stratejinin nasıl uygulandığı ve yatırımcıların bu stratejiye nasıl tepki verdiği de en az modelin kendisi kadar önemlidir. Yapay zekâ, finansta abartılmış bir umut değil, oyunun kurallarını değiştiren somut bir gerçektir. Ancak bu aracı her şeyi bilen sihirli bir küre gibi değil, karmaşık piyasaları daha net görmemizi sağlayan ve stratejimizi keskinleştiren güçlü bir mercek gibi kullandığımızda ondan en etkili biçimde yararlanabiliriz."

https://www.youtube.com/watch?v=jfaGDifp6CQ

 

 

Doç. Dr. Doruk Günaydın kim?

Doç. Dr. Doruk Günaydın 2009 yılında Sabancı Üniversitesi'nden Elektronik Mühendisliği alanında lisans derecesini, 2010 yılında Boston University'den Matematiksel Finans alanında yüksek lisans derecesini, 2016 yılında ise Sabancı Üniversitesi'nden Finans alanında doktora derecesini aldı. Doktora çalışmalarını tamamladıktan sonra aynı yıl Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi'nde göreve başladı. 2023 yılında doçent unvanını aldı.

Günaydın'ın araştırma alanları arasında uluslararası piyasalarda varlık fiyatlaması, hisse senedi getirilerinin belirleyicileri, hanehalkı finansı ve aşağı yönlü risklerin getiriler üzerindeki etkileri yer alıyor. Makaleleri, aralarında Journal of Financial Economics, Journal of Portfolio Management ve Journal of International Money and Finance'in de bulunduğu saygın uluslararası dergilerde yayımlandı.

Ayrıca Finans Mükemmeliyet Merkezi (Center of Excellence in Finance, CEF) bünyesinde portföy yönetimi ve varlık fiyatlaması konularında eğitici içerikler hazırlıyor.

https://www.youtube.com/c/CenterofExcellenceinFinance

https://cef.sabanciuniv.edu/ 

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0304405X23001551

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0304405X19301795

https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S1057521925002856

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=4573622