Mezunumuz Melisa King’in “Özü Kristalleştirmek” başlıklı sergisi

Sabancı Üniversitesi mezunu Melisa King’in ilk kişisel sergisi Sofa Hotel HallArts adlı mekanda açıldı. Melisa King, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi (SSBF) Toplumsal ve Siyasal Bilimler Programından 2008 yılında mezun oldu. Yüksek lisansını da yine Sabancı Üniversitesi SSBF’de Görsel Sanatlar ve Görsel İletişim Tasarımı Programında 2013-2015 yılları arasında yaptı.

Kral Kuş 100x150 cm tuval üzeri yağlı boya - 2018

Melisa King, 3 Kasım tarihine kadar gezilebilecek “Özü Kristalleştirmek / Crystallizing the Essence” başlıklı sergisindeki çalışmaları ile ilgili şunları söylüyor: “Bu sergi bir kâfur ağacını, bir yağmur damlasını, bir kuşu biraz daha iyi anlayabilmek için hazırlandı. Onları biraz olsun durup anlamaya çalışırsak, belki kendimize biraz daha yaklaşabiliriz diye… Örneğin bir kaya parçası bize tüm varoluşun emeğini, bir salyangoz içinde kaybolduğumuz ‘zaman’ın anlamsızlığını, bir manolya yaprağı zarafetin erdemini anlatabilir.”

Doğa ile insan arasında aynı olan özü araştırırken ortaya çıkan hayvan, bitki, gökyüzü ve yeryüzü resimleri aslında izleyiciye birer ayna olmayı amaçlamaktadırlar. Doğanın parçası olan insan, bir bitkiye bakıp ona hayran kaldığında, aslında kendi özüne de hayran kalmış olmaz mı? Doğa’nın kusursuz yaratılışını sorgulamıyorsak, neden kendimizi kusurlu görüyoruz?

 

Melisa King işlerinde vermek istediği öz ile doğa arasında daimi ve sarsılmaz ilişkiyi yalın bir dille ifade ettiğini belirttiği Haruki Murakami’nin “Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu” kitabından bir alıntı ile açıklıyor: " Kanatları kırmızı, başı siyah bir kuş vardı… O an şöyle düşündüm. Dünya ne garip bir yer, dedim. Dünyada yüz milyonlarca, milyarlarca kâfur ağacı yeşermiş - elbette kâfur ağacı olmasa da olur - üzerlerine güneş vuruyor, yağmur yağıyor, onunla birlikte de yüz milyonlarca, milyarlarca kuş o ağaçlara konup uçuyorlar. O manzarayı hayalimde canlandırınca içimi biraz hüzün kaplamıştı. …Herhalde dünya, sayısız ağaç, sayısız kuş ve sayısız yağmur damlalarıyla doludur. Öyle olduğu halde ben yalnızca bir kâfur ağacını ve bir yağmuru bile tam olarak anlayamadan ölüp gideceğim belki de."