Mikroelektronikte uzmanlaşmak isteyenler için doğru adres: Sabancı Üniversitesi, Elektronik Mühendisliği Programı

Yaşar Gürbüz

Mikroelektronik son yıllarda gençlerin gözdesi. Sabancı Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Programı kapsamı içinde yer alan mikroelektronik, yurtiçinde ve dışında tanınırlığı ve saygınlığı yüksek, önemi ve değeri devamlı artan ve sürekli kendini yenileyen bir alan. Mezunlarının yurtiçinde ve yurtdışında oldukça fazla rağbet gördüklerine de dikkat çeken Prof. Dr. Yaşar Gürbüz, bu alanın Sabancı Üniversitesinde, kuruluşunda ve gelişimi sürecinde emek harcamış akademisyenlerden biri.

 

 

Günümüzde, genel olarak üniversite öğrencilerinin en büyük kaygısı, mezuniyetten sonra, hayal ettikleri gibi bir işi bulamamak. Bu kaygı ne yazık ki akademik başarılarını olumsuz yönde etkilerken, motivasyonlarını düşürüyor. Bu sorunun çözümü, öncelikle öğrencinin ilgi, yetenek ve zamanın ruhuna uygun bir bölümü seçebilmesinde yatıyor. Sadece doğru bölümü seçmek de yeterli gelmeyebilir. Bir de kazandığınız okulun yurtiçinde ve yurtdışında saygın bir konumda olması gerekiyor. İşte bu kaygıları yaşama olasılığın olmadığı adreslerden biri Sabancı Üniversitesi. Esnek eğitim modeli ve prestijli konumu sayesinde öğrenciler, geleceklerini özgür iradeleriyle inşa edebilme şansına sahip olabiliyorlar. 

Kuruluş ve gelişme dönemleri

Elektronik Mühendisliği Programı bünyesinde yer alan mikroelektronik alanının kuruluşunda ve gelişiminde emek sarf edenlerden biri de Prof. Dr. Yaşar Gürbüz. 2000 yılında Sabancı Üniversitesi’ne gelişinde inşaat faaliyetlerinin devam etmekte olduğunu belirten Gürbüz, mikroelektronik lisans programının dünyada da nadir bir örneği olarak, bu alanda diploma program başlatılarak, derslerin açıldığını ve laboratuvarların kurulduğunu anlatıyor. Bu süreçte dönemin Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Kurucu Dekanı Kemal İnan ve 1999-2002 yılları arasında üniversitede mikroelektronik diploma programının geliştirilmesi görevini üstlenen Yusuf Leblebici ile birlikte çalıştıklarını işaret ediyor.

 

 

“Bu fakültede 26. yılım, Mikroelektronik Mühendisliğinin Elektronik Mühendisliği altında bir alan olarak” diye konuşan Gürbüz, 2000 yılından itibaren bu alanda gerek AB’den gerek yurtiçi ve yurtdışı ilgili endüstrinin en önemli şirketlerinden, gerekse yurtiçi kamu fonlarından sürekliliği olan ciddi sayıda ve miktarlarda araştırma proje fonları aldıklarını, üniversitemizin kuruluşumuzdan itibaren sürdürülebilirliğimize sağladığı çok önemli destekler ile, bu alanda öncül bir araştırma ve eğitim altyapısına sahip olduklarına dikkat çekiyor. Bu eğitim, altyapı ile birlikte, ülkemizin ve dünyanın bu alanda öncül şirketlerinin ve araştırma laboratuvarlarının araştırma ve eğitim ortamına direk katılımcı olduğu ortam altında hem lisans öğrencilerinin motivasyonlarının çok yüksek olduğunu, hem de mezunların önemli bir kısmının, gerek Sabancı Üniversite’sinde gerekse dünyanın en iyi okullarında master ve doktora dereceleri yaptıklarını ve devamında da, akademi ve endüstride, hayal ettikleri şirket ve pozisyonlarda geleceklerine yön verebildiklerini belirtiyor. 

Disiplinlerarası bir alan 

Gürbüz’e göre mikroelektronik disiplinlerarası ve merkez bir alan ve neredeyse bütün modern teknolojilerin temelini oluşturuyor. Kullanım alanları oldukça geniş, bazıları:

1. Tüketici elektroniği
Akıllı telefonlar, tabletler, televizyonlar, oyun konsolları gibi cihazların iskeletinde ve kalbinde mikroçipler bulunur. 

2. Bilgisayar ve bilgi teknolojileri
İşlemciler (CPU), grafik kartları (GPU) ve bellekler mikroelektroniğin en önemli ürünlerindendir. 

3. İletişim teknolojileri
Cep telefonu ve şebekeleri, internet altyapısı, uydu iletişimi gibi sistemlerde yüksek frekanslı mikroelektronik devreler kullanılır. 1G, … 4G, ve 5G/6G gibi geçmiş/günümüz/gelecek, iletişim teknolojilerinin altyapısı ve kullanımı bu alana dayanır.

4. Otomotiv ve ulaşım
Modern araçlarda motor kontrolü, sürüş destek ve kontrol sistemi işlemcileri, güvenlik sistemleri (ABS, airbag, ESP, AEB), otonom sürüş teknolojileri ve altyapısı mikroelektronik devre/sistemler ile çalışır. 

5. Sağlık ve biyomedikal cihazlar
MR, Tomografi, X-Ray cihazları, DNA / kan örnekleri tanı/test sensör/sistemleri, kalp pilleri, insülin tanı/kontrol sistemleri, hastalık risk ve tanı sensör/sistemleri, giyilebilir sağlık teknolojileri mikroelektronik devre/sensör / sistemler içerir. 

6. Savunma ve havacılık
Radar sistemleri, füze yönlendirme, uydu sistemleri gibi kritik teknolojiler yüksek hassasiyetli mikroelektronik devreler ve sensör sistemlerine dayanır.

7. Endüstri ve üretim 

Robotlar, otomasyon sistemleri, sensör ağları ve akıllı fabrikalar mikroelektronik devreler, sensörler ve sistemler sayesinde çalışır.

8. Enerji ve çevre teknolojileri
Güneş panelleri, akıllı şebekeler (smart grid), enerji verimliliği sistemlerinde mikroelektronik devreler kullanılır.

9. Nesnelerin İnterneti (IoT)
Evdeki tüm akıllı cihazlardan şehir altyapısına kadar birbirine bağlı sistemlerin tamamı küçük, düşük güç tüketimli mikroelektronik devre ve sensör bileşenleri ile çalışır. 

 

 

Başarılı bir eğitim

Öğrencilerinin farklı uygulamalara yönelik elektronik/entegre cihaz, devreler ve sistemlerin ve sensörlerin teorik çalışma prensiplerinden, gerçek uygulama örneklerine, lab ortamlarında tasarım ve üretim araç ve yöntemlerinden test ve karakterizasyon cihazlarının öğrenim ve uygulama örnekleri ile-kullanımına kadar çok sayıda ders ve lab uygulamalarının yer aldığı, ulusal / uluslararası işbirlikleri ile oluşturulan staj ortamlarında da bu eğitimlerini direk kullandıkları ve zenginleştirdikleri, yine bitirme tez çalışmaları ile, çok güçlü  bir eğitim aldıklarına ve elektronik lisans seviyesinin çok ötesinde, mikroelektronik alanında  dünyanın en iyi üniversiteleri  ile rekabet edebilen bir yetkinlik / uzmanlık kazandıklarını değerlendiren Gürbüz, öğrencilerinin ayrıca robotik, bilgisayar, fizik, malzeme ve biyoloji gibi farklı disiplinlerden de, uygulama ilgi alanlarına göre aldıkları dersler ile  birlikte, geleceğin teknolojilerini katkı ve yön verebilecek/geliştirebilecek, bütüncül bir yetkinlikte öğrenciler yetiştirdiklerine dikkat çekiyor.

Mikroelektronik alanında, bu rekabetçi eğitim ve araştırma yetkinliği ile oluşturulan örnek işbirliği modeli, 2004 yılında bir AB proje altında işbirliği ile başlayan, devamında da, 2014 yılında, “More-Than-Moore” Ortak Laboratuvar çalışma modeli ile kurumsallaşan, Almanya, Frankfurt-Oder’de yerleşik, Leibniz Yenilikçi Mikroelektronik Enstitüsü (IHP-Microelectronics) ile, 20+ yıldan bugüne devamlı, 3’er yıllık dönemler ile başarılı değerlendirilerek, yenilenen ve sürdürüle-gelen ortaklık/işbirliği çalışmaları gösterilebilir. Dünyanın ilk RF-MEMS anahtar devresinin (Sabancı ekibi katkısı), RF Entegre devre üretim sürecine (IHP Microelectronics yetkinliği) başarılı entegrasyonu ve ürünleştirilmesi ile başlayan ortak çalışmalar, bugüne RF/THz entegre devre ve sistemler alanında, ortak-öncü çalışmalar yapmaya evrilmiş, dünyada da, mikroelektronik alanında ender görülebilecek örnek/model/üretken  bir işbirliği olup, bu kapsamda, 100 den fazla Elektronik Mühendisliği lisans, 10 ‘dan fazla YL/Doktora öğrencimiz IHP ‘de stajlarını tamamlamış, 50 ‘nin üzerinde YL/Doktora tez çalışmalarına entegre devre üretim imkanı sağlanmış, milyonlarca dolarlık ulusal/uluslararası araştırma projeleri/fonu bu işbirliği katkıları ile karşılıklı geliştirilmiş, bu fonlar, Üniversite’mizde öğrenci burslarına ve laboratuvar altyapısına dönüştürülmüş, ayrıca 100’den fazla, alanında en etkili dergi ve konferanslarda yayınlanmış bilimsel makalelerin içeriklerini oluşturmuşlardır. Aynı işbirliği döneminde, ayrıca, 15 kadar Sabancı – EE mezunumuz IHP ve spin-off şirketlerinde araştırmacı olarak pozisyon almış, alanında dünyaca ünlü IHP Microelectronics araştırmacıları, Sabancı Üniversitesi’nde lisans/YL/doktora derslerine katkı vermiş, tez eş-danışmanlıklarında bulunmuşlardır. 

Sadece son 1-yıl içerisinde bu işbirliği kapsamında Sabancı Universitesi and IHP Microelectronics aktif işbirliğine devam etmiştir. IHP bu yaz döneminde de 10 EE lisans öğrencimize staj imkanı sağlayacak, IHP de halen 2 grad öğrencimiz 1-yıl süre ile staj yapıyor olup, 5-araştırma projesi başlatılmış ve 5 – konferans ve dergi makale çalışması değerlendirilmektedir.  

 

 

Mezunlar şansını daha çok Avrupa ve Amerika (Batı)’da arıyor

Elektronik Mühendisliği Programı, Sabancı Üniversitesi’nin en yüksek sıralaması olan Mühendislik programı, ülkemizinde bu disiplinde en iyi sıralaması olan programlardan bir tanesidir. Ayrıca, Elektronik Mühendisliği programımız, küresel anlamda da prestijli bir tanınırlığa sahip olup, mezunlarımızın, akademide “gold standard” olarak tanımlandığı bir programdır. Bu nedenle mezunlarının daha çok Batı’da akademi ve endüstride kolay iş bulduklarını belirten Gürbüz, mezun öğrencilerinin %50’den fazlasının master veya doktora yapmak için yurtdışında bulunduklarını, ama ülkemizdeki koşulların daha avantajlı hale gelmesi durumunda geri dönebileceklerini öne sürüyor.  Batı’nın küresel olarak yaşanan zorluklara rağmen, hala bir çekim modeli oluşturduğunu, ancak mezunlarımızın, özellikle eğitim yetkinliklerini en iyi değerlendirebilecekleri ortamların artması ile birlikte, anavatanlarını tercih edebileceklerini söylüyor.

Gelecek plan ve projeleri

Gürbüz’e Sabancı Üniversitesi'nde mikroelektronik alanında gelecekte yapmak
istediği projeleri sorduk: “Grubumuzda halen devam eden 6-projemiz ve değerlendirilmekte olan 2 projemiz bulunmakta. Bunlar, yurt içinden ve dışından destek ve işbirlikleri ile devam eden ve planlanan projelerimiz. Bu projelerimizde genel olarak, entegre devre teknolojilerini kullanarak, haberleşme (SATCOM, 5G / 6G uygulamaları, gibi) ve algılayıcı (RADAR, gibi) fonksiyonelliklerinin aynı devre ve sistemler üzerinde module yapılar olarak geliştirilmesi ve bunların çoklu uygulamalarda kullanılabilmesine yöneliktir.”

“Geçmiş 26-yılda olduğu gibi, önümüzdeki dönemde de, mikroelektronik alanında 

entegre devreler ve sistemler ve sensörler üzerinde nitelikli akademik ve proje çalışmalarımızın  devamlılığını sağlamak olup, aynı zamanda, gerek ülkemizde gerekse dünyada etkisi ve önemi giderek, daha da artan, bu alanda en üst seviyede (teorik ve uygulamalar ile) donanımlı lisans/YL/Doktora öğrencileri yetiştirmeye devam etmektir.”  

Peki, gelecekte IHP'nin dışında başka merkezlerle de yeni işbirlikleri kurmayı planlıyorlar mı?  Gürbüz tek bir merkeze bağlı olmadıklarını şöyle açıkladı: “Bu yönde, gerek Uzakdoğu'da ve gerekse Avrupa'da, benzer mikroelektronik merkezleri ile çalışmalarımız devam etmekte olup, zaman içerisinde, karşılıklı-kazanım seviyelerinin artması ile birlikte, bu merkezler ile de IHP benzeri model - işbirliği seviyesine gelebilmek amacımız.” 

 

 

Dr. Yaşar Gürbüz 

Profesör Dr.Yaşar Gürbüz 1997'de doktora derecesini, Vanderbilt Üniversitesi (ABD)’nde Elektrik ve Bilgisayar Mühendisliğinde, Mikroelektronik alanında tamamladı. 1997-1999 yılları arasında Vanderbilt'te araştırma ve öğretim görevlisi olarak çalıştı, aynı zamanda da, sensör teknolojileri konusunda Physitron (ABD) şirketine danışmanlık yaptı. 1999-2000 yılları arasında Aselsan A.Ş.'de çalıştı. 2000 yılında Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi'ne öğretim üyesi olarak katıldı. Araştırmaları; Mikroelektronik Sistemler ve RF/Mikrodalga Tümleşik Devreler/Sistemler, Analog ve Karışık Sinyal Entegre Devreler, MikroElektroMekanik Sistemler (MEMS) ve Katı Hal Sensörleri ve Aktüatörleri içerir.