26/03/2026
Sabancı Üniversitesi ve Anadolu Ajansı işbirliğiyle “Yeşilhat Akademi Buluşmaları” söyleşi serisi kapsamında, 25 Mart’ta Üniversitemizde "İklim Krizi Karşısında Tarım: Riskler, Uyum ve Çözümler" başlıklı söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu ve Prof. Dr. Levent Öztürk ile Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi Sürdürülebilirlik ve Gıda Güvenliği Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Zafer Yenal konuşmacı olarak yer aldı.

SUCool’da gerçekleşen Yeşilhat Akademi Buluşmaları söyleşisinde, iklim krizinin tarım üzerinde yarattığı baskı, tarım politikaları ve iklim değişikliğiyle mücadelede teknolojinin rolü değerlendirildi. AA Yeşilhat Muhabiri Biriz Özbakır’ın moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşide ilk olarak sözü alan Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu; Türkiye’nin tüm bölgelerinde iklim krizinin etkilerinin hissedildiğini, sıcaklık yanıkları, don olayları, kuraklık ve zararlılar nedeniyle narenciyeden üzüme, zeytinden fındığa kadar birçok üründe ciddi verim kayıpları yaşandığını söyledi. Menceloğlu, bu gelişmelerin tarımsal üretimde yüzde 30’lara varan düşüşlere yol açtığını ve su kıtlığıyla üretimin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini söyledi.
"Sıcaklığın artması polenlerin aktivitesini de değiştiriyor"
Prof. Dr. Menceloğlu, iklim değişikliğinin etkilerinden birinin, yüzyıllar içinde oluşan yer altı su kaynaklarının hızla tükenmesi ve bunun obruklar gibi ciddi çevresel sorunlara yol açması olduğuna işaret ederek, "Sıcaklığın artması aslında polenlerin aktivitesini de değiştiriyor. Belki böcek salınımlarını da değiştiriyor. Bunlara benzer şekilde daha fazla böcek ilacı kullanımı da toprağın zehirlenmesine neden oluyor. Yaptığımız sulamalarda, vahşi sulama yaptığınız zaman toprakta tuzluluk oranı artıyor. Tuzluluk oranı arttıkça mikrobiyel canlılar daha azalıyor. Bunlar iklim değişikliğinin tarıma getirdiği ciddi zorluklar” ifadesini kullandı.
Menceloğlu, kuraklık ve bölgesel iklim krizlerinin aynı anda yaşanmasının gıda tedarikini ciddi şekilde sekteye uğratabileceğine ve bunun gıda güvenliği açısından büyük bir risk oluşturduğuna dikkati çekerek, Türkiye'nin bu risklere karşı dayanıklı hale gelmesi için genç nüfusun tarıma yönlendirilmesi, endüstriyel ve verimli üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

"İklim değişikliğine bağlı yeni teknolojiler geliştirmek çok önemli”
Prof. Dr. Zafer Yenal ise, gençlerin tarıma yeterince ilgi göstermediğine işaret ederek, çözümün yalnızca profesyonelleşme ve endüstrileşme olmadığını kırsalın yaşam alanı olarak cazibesini koruması ve üreticilerin orada kalmasını sağlayacak koşulların oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Ülkede yaygın olan küçük üretici yapısının hızlı ve zorlayıcı dönüşümünün ciddi sosyal sorunlara yol açabileceğine işaret eden Prof. Dr. Yenal, bu nedenle üreticilerin yaşamını kolaylaştıran ve sürdürülebilirliği artıran politikaların öncelendirilmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Zafer Yenal, tarımın tarladan sofraya uzanan bir zincir olmanın ötesinde, kültürden ekonomiye, gastronomiden teknolojiye kadar birçok alanla iç içe geçmiş geniş bir ekosistem olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
"İklim değişikliği elimizdekileri de götürüyor, var olan kaynaklar giderek kurumaya başlıyor. Bu sebeple biyoçeşitliğe sahip çıkmak, elimizdeki tohum kapasitesini korumaya çalışmak çok önemli ama bir o kadar da önemli olan inovasyon yapmak. Bir o kadar da önemli olan iklim değişikliğine bağlı yeni teknolojiler geliştirmek ama sadece olay teknoloji geliştirmekle olmaz, aynı zamanda o teknolojiyi sizin üreticiyle buluşturmanız lazım."
Zafer Yenal, çiftçilerin iklim değişikliğine adaptasyon kapasitesini artırmanın öncelikle sahaya inip doğrudan iletişim kurarak, yerel yönetimlerle işbirliği yaparak ve yeni teknolojileri etkin biçimde üreticiye ulaştırmakla mümkün olduğunu belirtti. Prof. Dr. Yenal, bu süreçte teknolojilerin benimsenmesini hızlandırmak için ekonomik destekler ve sübvansiyonların sağlanmasının, çiftçilerin çekincelerini azaltmada kritik rol oynadığını söyledi.
"Bitkiler birden fazla stresi bir arada yaşadığında asıl sorun ortaya çıkıyor"
Prof. Dr. Levent Öztürk, konuşmasında dayanıklı ve yüksek verimli bitki çeşitleri geliştirme konusunda ülkenin hiçbir zaman olmadığı kadar güçlü bir konumda olduğunu belirterek, klasik ıslah yöntemlerinin uzun sürecine karşın yeni teknolojilerin genlerin hızlı ve etkili şekilde test edilip iyileştirilmesini sağladığını dile getirdi. Bitkilerin sıcaklık ve kuraklık stresine karşı erken algılama mekanizmaları gibi gelişmiş savunma sistemlerine sahip olduğuna, ancak bu streslerin aynı anda ortaya çıkması durumunda bu mekanizmaların yetersiz kalabildiğine işaret eden Levent Öztürk, şöyle devam etti:
"Bitkilerin karşılaştıkları sorunların başında kuraklık ve sıcaklık geliyor. Yani tek başına kuraklık olsa, tek başına sıcaklık olsa, bu stresler teker teker gelse; bitkiler aslında bunlarla baş edebilecek düzeyde evrimleşmişlerdir. Çeşitli savunma mekanizmaları vardır ama bir arada oldukları zaman, birden fazla stresi yaşadıklarında asıl sorun burada ortaya çıkıyor."
Prof. Dr. Levent Öztürk, tarım teknolojilerinin artık bir lüks olmaması gerektiğini ve üreticilerin erişimini artırmak için teknolojilerin ucuz ve yaygın olmasının önem taşıdığını belirtti. Veri kooperatifçiliği gibi yöntemlerle üreticilerin ortak alım ve üretim yaparak maliyetlerini düşürebileceğini dikkati çeken Levent Öztürk, veri kooperatifçiliğinin yaygınlaşması için sanayi, devlet ve yerel yönetimlerin işbirliğiyle yeni teknolojilerin hızla sahaya adapte edilmesinin kritik olduğunu dile getirdi.




